Toksikolojiye Giriş

Toksikoloji sözcüğü anlam itibariyle “zehir” demektir. Toksikoloji canlı organizmaya zarar veren kimyasalların oluşturduğu olumsuzlukları inceleyen bilim dalıdır. “Toxicon: zehir” ve “logos: bilim” terimlerinin birleşmesiyle oluşmuş bir sözcüktür.

Çok eski çağlarda yaşayan insanların bile bitkisel, hayvansal ve mineral kaynaklı zehirleri bildikleri arkeolojik çalışmalar ile ispatlanmış bir gerçektir. En bilinen kanıt Ebers Papiruslarıdır ve çok sayıda zehirden bahsetmektedir. Akrep ve yılan zehirleri, kurşun, arsenik, hemlock(baldıran) bunlara örnektir. Geçmiş tarihte en ünlü zehirlenme vakaları arasında;  Sokrates, Cleopatra,  Vıctor Yushchenko… gibi isimler görülür.

Toksikolojide önemli olan toksik etkenlerin, sadece insanlar için değil tüm biyoekosistem için de önemli olduğudur. Bilinen 5 milyon kimyasal maddenin yaklaşık 70 bini insan hayatının birebir içindedir. Orta çağda bu konu için söylenmiş olan en bilindik anektodu Paracelsus dile getirmiştir. “Tüm maddeler zehirlidir. Zehirli olanla olmayanı ayıransa dozudur.” Ünlü türk tıp insanı Ibn-i Sina “Kitap Al Kanun Fıtt Tıp” eserinde ilaçlar ve zehirlerine karşı kullanılabilecek antidotlardan bahsetmiştir. XX. yüzyıldan itibaren toksikolojiye artık “antidot” kavramı kazandırılmış, olup tedavi yöntemleri geliştirilmeye başlanmıştır.

Günümüz toksikologları daha ayrıntılı çalışmalar yapabilme adına toksikolojiyi alt dallarında incelemektedir. Bu alt dallardan bazıları şunlardır;
-Tanımlayıcı toksikoloji: Toksisisite testlerini,
-Çevre toksikolojisi: Çevreye zararlı kimyasalların insan üzerindeki toksik etkilerini
-Adli toksikoloji: Adli zehirlenme vakalarını,
-Klinik toksikoloji: Tanı konması ve uygun antidodun uygulanması,
-Analitik toksikoloji: Vücutta kan ve dokularda ki dağılımı,
-Eko toksikoloji: Çevreye zararlı kimyasalların çevreye olan etkilerini,
-Endüstri toksikolojisi: İş yerinde ki kimyasal atıkların işçi sağlığı üzerindeki etkilerini, inceler.
Akut toksisite ölçümü ve bilinmesi gerekenler:
Letal doz 50(LD50): Öldürücü doz anlamına gelmektdir. Bu doz insan organizmasına solunum dışında ki her yoldan girebilen tüm katı ve sıvı kimyasalların toksik etkisini ölçmede kullanılan yöntemdir. Yapılan deneylerde ki hayvanların % 50′ sinin ölümü ile sonuçlanmasına yol açan dozu ölçer. LD50 toksin ölçümlerinde ki en önemli kriterdir.
Toksisite testlerinde ki temel amaç; İnsanların toksisiteye nasıl maruz kalabileceklerini araştırmak ve deneyler yaparak “Hangi kimyasalların ne ölçüde öldürücü etkileri vardır?” sorusuna yanıt aramaktır.

Toksik maddeler insanlarda bir çok  sistem üzerinde etkilerini gösterirler.

Solunumsal yol ile oluşan toksisite, çoğu zaman CO(karbonmonoksid) zehirlenmelerinde karşımıza çıkar. Bu olgular daha çok tüp gazı zehirlenmeleri, korozif temizlik ürünlerinin birbirine karıştırılması ile ortaya çıkan kimyasal gaz zehirlenmeleri, yangın dumanı zehirlenmeleridir. Hastane acil servislerine başvuran hastalarda “arteryal kan gazı” ölçümü yapılarak zehirlenmenin boyutu saptanır. Hastanın fizik muayenesinin acilen değerlendirilmesi gerekir. Oksijen tedavisi ve damar içi serum fizyolojik verilerek kan volümünün yükseltilmesi sağlanır. Mümkün olan en kısa zamanda kimyasalın uzaklaştırılması hedeflenir.

Cilt yoluyla emilim gerçekleşmiş ise bir yandan toksinin cilt ile temas yerinde lokal hassasiyet meydana gelir, diğer yandan toksik madde deri yoluyla kana karışarak CO zehirlenmeleri gibi zehirlenmelere neden olur. İlk yapılacak derinin etkenden uzaklaştırılmasıdır. Cildin dekontaminasyonu(temizlenmesi) sağlanmalıdır. Hastanın giysileri çıkarıldıktan sonra bir poşete konulmalı, aynı zamanda çevre kontrolü de sağlanmalıdır. Hastanın deri yüzeyi en az 2 kez bol su ve yumuşak sabunla iyice yıkanmalıdır. Eğer zehirlenmenin boyutu çok fazla ise sağlık personeli uygun önlük, maske ve eldiven giyerek kendini de korumaya almalıdır.

Gastrointestinal toksisitelerde(Ağız, yemek borusu, mide ve bağırsaklar sistemine giren kimyasallar) yapılan belli başlı kurtarıcı yöntemler vardır. Bunlardan en önemli olanları mide lavajı(mide içeriğinin boşaltılması) ve aktif kömür içirtmektir. Mide lavajı uygulaması için,  hastanın toksik maddeyi alımının üzerinde 1-2 saatten fazla geçmemiş olması gerekir. Hastaya  ağız yoluyla yutturulan bir ucu mideye inen, diğer ucu dışarıda bırakılan bu yöntem ile mide içeriği boşaltıldıktan sonra çoğu durumlarda bu tüp aracılığı ile aktif kömür verilerek toksik maddenin aktif kömüre bağlanarak absorbsiyonunun(emilimin) engellenmesi sağlanır.

Diğer bağlantılar Biyoloji
Kategoriler : BiyokimyaMikrobiyolojiÜniversite Biyoloji

Etiketler : , , , ,

Kullanıcı Adınız ya da Facebook ile Giriş Yapmak İçin Tıklayınız..