SEROTONİN
BİR NÖROTRANSMİTTER OLARAK SEROTONİN

Nöronlar sinir hücreleri olup, sinir sisteminin anatomik ve fonksiyonel olarak yapı taşlarını oluştur. Vücudumuzda ki yaklaşık 10 milyon sinir hücresi ele alındığında, ileti hızının ve bu hızı etkileyen faktörlerin önemi artmaktadır. Sinirler özellik bakımından uyarılır, uyarıyı yorumlar ve uyarıyı taşır. Bunları yapan sinir hücresi bölümleri ise; sinir gövdesi, aksonlar ve dendritlerdir. İleti sisteminin tam ve doğru olarak çalışabilmesi için, aksonların uyarıları sinir hücresinden uzaklaştırabilmesi gereklidir. Bunu daha da hızlı yapabilmeleri adına, üzerilerinde myelin kılıfı denilen kimyasal yapı ile örtülüdür. Tam da bu konumda aksonların uçlarında akson telodendriaları denilen küçük yumrular bulunur ve bu yumruların içinde bazı nörotransmitter maddeler (serotonin, dopamin, asetilkolin, noradrenalin gibi) ihtiva eder. Bu maddeler sayesinde akson ve dendrit arasındaki sinaps boşluğu adı verilen bölgeden uyarının geçişi sağlanır. Nörotransmitter görevindeki kimyasallar ileti sistemi için özel olarak vücudun sentezlemiş olduğu, aktifleştirici rol üstlenen ve beyinde daha hızlı düşünce sisteminin çalışmasını sağlayan yapılardır. Bilinen 100 den fazla nörotransmitter bulunmaktadır.

BİR NÖROTRANSMİTTER OLARAK SEROTONİN

BİR NÖROTRANSMİTTER OLARAK SEROTONİN

SEROTONİN (5-HT) NEDİR?
Serotonin(5-HT) tarihte ilk olarak ciddi anlamda 1948 yılında Rapaport ve arkadaşları tarafınca araştırma konusu olmuştur. Santral ve periferik sinir sisteminde yer alan serotonin hormonu, ileti sistemindeki eksikliği ve fazlalığı ile sayısız sorunlara neden olabilen bir hormondur ve vücutta bilinen 14 farklı alt tipi mevcuttur. Vücudun bu hormonu sentezleyebilmesi adına gerekli olan öncül destek yapılarına ihtiyacı vardır. Besinlerle alınan proteinler ile triptofan isimli esansiyel aminoasit bu öncül yapıyı oluşturur ve bu görev için özelleşmiş aktif enzimler ile serotonin üretimi sağlanır ve gelen uyarı ile salınmak için hazır bir şekilde depo halinde bekletilir.

1950’li yıllarından günümüze kadar yapılan araştırmalar serotonin nörotransmitter eksikliğinin, majör depresyon üzerinde etkili olduğunu ortaya koymuştur. Bilginin netlik kazanması yaklaşık son 40 yıl içinde gerçekleşmiştir denebilir. Bilinen gerçek şudur ki; hiçbir nörotransmitter madde tek başına yoksunluğa düştüğünde kişide obsesif kompulsif bozukluk(OKB) ve majör depresyon gibi psikotik etkiler ortaya koymamaktadır. Serotonin diğer nörotransmitterler ile uyum içinde etkileşimli olarak görev yapar ve depresyon etyolojisindeki fonksiyon kaybı gibi düşüncelerde ise farklılıklar bulunmaktadır. Ortak görüş ise tek başına serotonin hormonu eksikliğinin psikotik mekanizmada yeterli olamayacağı yönündedir.

SEROTONİN ETKİLERİ
Serotonin halk arasında mutluluk hormonu olarak bilinmektedir ve bu şekilde tanınmasının başlıca sebebinin, yokluğunun anksiyete ve depresyon üzerindeki etkileridir. 5-HT1A serotonin alt tipi eksikliği bilinen en genel geçer kavramlı depresyon sebebiyetidir. Önceden de bahsi geçen farklı alt tipleri ile sadece anksiyolitik etkiler değil bazı vasküler ve dolaşım sistemi üzerindede etkili olduğu görülmüştür. Cinsel işlev bozuklukları, karsinoid sendromlar, uyku kontrolu, yaşlanma, ağrı eşiği ve iştah düzeyide serotojenik sistemden etkilenen diğer durumlardır.

SEROTONİN LABORATUVAR BULGULARI
Kısaca vücuttaki referans aralığından bahsetmek gerekirse erişkinlerden kırmızı kapaklı bir rutin tüpüne alınan 2 ml’lik kanda ki referans aralığı 50-230 ng/ml olarak bilinmektedir. Kanda serotonin düzeyinin ölçüm sebebi karsinoid tümörlerin tanı ve tedavisinde izlenilecek yolu belirlemektir. Bu sebeple kan alımından önceki 3 gün içinde serotonin düzeyini etkileyecek gıdaların tüketilmemesi önerilmektedir. Bunlar muz, ceviz, fındık, fıstık ve avakado gibi besinlerdir.

Diğer bağlantılar Biyoloji
Kategoriler : Üniversite Biyoloji

Etiketler : , , , ,

Kullanıcı Adınız ya da Facebook ile Giriş Yapmak İçin Tıklayınız..