DOPAMİN
DOPAMİN VE PSİKOTİK HASTALIKLAR

Merkezi sinir sisteminde bulunan katekolamin denilen ve büyük bir çoğunluğu böbrek üstü bezinin iç kısmından(kromafinden), bir kısmı da beyin ve sempatik sistem nöronlarının etkisinde olan triozin aminoasidinden sentezlenen bir nörotransmitter olan dopamin, 50 yıl kadar öncesinde Arvid Carlsson tarafından tanımlanmış ve deneysel çıkarımlarla genişletilmiştir. Bu araştırma ve buluşlar ile kendine 2000 yılında nobel ödülü edindirmeyi başarmıştır. Dopamin nörotransmitteri özellik olarak hem uyarıcı, hem de baskılayıcı nitelikte ileti sistemine sahiptir. Dopamin 1 ve dopamin 5 reseptörler uyarıcı olarak iletici görevinde, dopamin 2 ve 4 ise inhibitör olarak çalışır. Dopamin 3 reseptör geninin ise şizofrenik ataklarda yakından ilişkili bir gen olduğu ortaya çıkmıştır.

Dopamin vücutta; motor kontrol, bağımlılık, dikkat ve öğrenme, emosyonel durumlar ve biliçsel işlevlerden sorumludur. Bilinen en az dört farklı dopamin reseptörü vardır. Özellikle dopamin reseptör 3 geninin madde bağımlılığı üzerindeki etkisi uzun süre araştırılmış ve anlamlı veriler elde edilmiştir.

Şizofreni, duygudurum bozuklukları, madde bağımlılığı, alkolizm ve bipolar bozukluk gibi bir çok psikotik hastalığın altta yatan D-3 sentez ve dağılım bozukluğudur. Bu gibi hastalıklarda dopaminerjik sistemde düzensizlikler oluşur. Dopaminin salınımının düzensizleşmesi ve bağımsızlaşması ile başlayan bir süreç mevcuttur. Psikotik hastalıkların ana nedeninin, çevreyi ve çevreden gelen normal uyarıların algılanamaması ve yorumlanamaması olarak düşünüldüğünde, beyindeki farklı düzeylerde salınmış dopaminin psikozdaki önemi artmaktadır. Dopamin; çevreyi algılayıp yorumlayabilmemizi ve normal şartlar ile anormal şartları ayırt edebilmemizi sağlayan bir sistemi içerir. Kişinin sanrıları ve varsayımları beyindeki dopaminerjik sisteminin gerektiği gibi işleyememesi sonucu kavram karmaşası yaşamasına neden olur. Hastalığın başlangıç aşamasında dopamin salgılayan nöronların uyumsuz ateşleme sistemi ile salınması, hastanın bir yerde aura dönemi yaşamasına neden olurken kişinin bu bozukluğu kendinde fark etmesi kolaydır. Algılarının açıldığının ve çevresel detayların kendisinde yorum farkına neden olduğunu bilir. İlerleyen aşamalarda dopamin farklılığı artar ve sanrılar ortaya çıkar sonuç olarak kişi gördüğüne inanmaya başlar.

DOPAMİN SALINIMI
Dopamin salınımın düzgün çalışabilmesi sağlıklı bir beyin ileti sistemi ve patolojisiz bir beyin dokusu ile mümkündür. Beyinde ventral tegmental alan, substantia nigra ve medial hipotalamus dopaminerjik yolakları bulundurmadan ve işlev düzenlemesinden sorumludur.

İDRARDA DOPAMİN TESTİ

Dopamin seviyesinin idrarda artış gösterdiği durumlar nöroblastoma(kaynağı sinir hücresi olan kanser), ganglionöroma(iyi huylu nöral tümör), akut myokard enfarktüsü(AMI), stress ve egzersizdir. İdrardan dopamin düzeyinin saptanması, feokromastomadan(böbrek üstü bezi tümörü) kaynaklı hipertansiyonun, esansiyel hipertansiyondan ayırımının yapılabilmesine öncülük etmektedir. Feokromasitomada idrardan atılan katekolamin  düzeyinde artış görülür.

Laboratuvar değer aralığı 4 yaş üstü için 65-400 µg/gün değer aralığında olup örnek için 10 ml idrar yeterli olmaktadır. Dopamin seviyesini etkileyecek ilaçların alımının en az 1 hafta öncesinden kesilmesinde fayda vardır.

DOPAMİN VE ANTİDEPRESENLAR
Antidepresanlar beyindeki nörotransmitterlerin(serotonin, dopamin, epinefrin, norepinefrin)miktarını etkiler ve ileti sistemindeki kopuklukğun giderilmesine yardımcı olurlar. Düşük dozlarla tedaviye başlama alışma beynin kimyasala alışma süresinde daha çok etkilidir. Özellikle insomnia(uykusuzluk) ve duygudurum bozukluklarının  ciddi seviyelerinde kurtarıcı rolündedir. Sinapslarda  ve reseptörler üzerinde ki etkileri ile düzenleme sağlarlar.

Diğer bağlantılar Biyoloji
Kategoriler : Üniversite Biyoloji

Etiketler : , , , , , , , ,

Kullanıcı Adınız ya da Facebook ile Giriş Yapmak İçin Tıklayınız..