Çevre kirliliği, ekosistemlerde doğal dengeyi bozan ve canlıların hayat aktivitelerini olumsuz yönde etkileyen çevre sorunlarıdır. Genelde iki çeşit kirlenme vardır;

Birinci tip kirlenmede; besin artıkları, hayvan dışkıları ve ölüleri, bitki kalıntıları gibi maddeler, biyolojik etkenlerle ya da kendi kendine zararsız hale dönüşür. Geçici kirlilik de denilen bu olayda, kirliliğe yol açan maddeler kolayca ve kısa zamanda yok olur. İkinci tip kirlenmede, kirliliğe yol açan maddeler biyolojik etkenlerle veya kendine kendine yok olmaz ya da bu maddelerin yok olması çok uzun yıllar alır. Kalıcı kirlilik de denilen bu olayda kirliliğe; deterjanlar, plastik maddeler, tarım ilaçları, radyasyon vb. Maddeler neden olur.

Çevre kirliliği; hava, su, toprak, radyasyon, ses, ışık ve besin kirliliği şeklinde gruplara ayrılabilir.

Hava Kirliliği

Hava kirliliği; canlıların sağlığını olumsuz etkileyen atmosferdeki yabancı maddelerin, normalin üzerindeki miktar ve yoğunluğa ulaşmasıdır. Hava kirliliği, kaynaklarına göre üçe ayrılabilir.

1. Isınmadan kaynaklanan hava kirliliği: Soba veya kalorifer kazanı bacalarından çıkan karbon monoksit (CO), kükürt dioksit (SO2), azot dioksit (NO2) ve parçacık maddeler(is, kurum, toz) havanın kirlenmesine yol açan başlıca kirleticilerdir.

2. Motorlu taşıtlardan kaynaklanan hava kirliliği: Egzoz gazı içerisindeki karbon monoksit, partikül madde ve hidrokarbonlar havayı kirleten maddelerin başlıcalarıdır. Benzinli taşıtlarda da kurşun bileşikleri önemli bir kirleticidir.

3. Sanayiden kaynaklanan hava kirliliği: Sanayi tesislerinin şehir içine kurulması, arıtma tesislerinin ve baca filtrelerinin olmaması, yüksek kükürtlü yakıtların kullanılması hava kirliliğine yol açan en önemli nedenlerdir.

Hava kirliliği sonucu kronik bronşit, nefes darlığı gibi rahatsızlıklar meydana gelir. Hava kirliliğinin astım ve alerjik hastalıkların ortaya çıkmasında da rolü vardır. Bunların dışında hava kirliliği, akciğer kanserinin oluşumun da önemli rol oynar. Hava kirliliğinin sadece insan sağlığına değil doğaya da olumsuz etkileri vardır. Örneğin; asit yağmurunun oluşması, ozon tabakasının incelmesi ve sera etkisi gibi sorunlar hava kirliliği sonucu ortaya çıkmaktadır.

Asit yağmurları, pH derecesi 5,6’dan daha düşük olan yağmur, kar ya da sis için kullanılan bir terimdir. Petrol, kömür, doğalgaz gibi fosil yakıtların yakılmasıyla atmosfere kükürt dioksit ve azot oksit gazları yayılır. Bu gazların su buharıyla tepkimeye girmesi sonucu kuvvetli asitler (sülfürik asit, nitrik asit) oluşur ve bunlar da yağmur ya da kar halinde yeryüzüne iner. Asit yağmurları bitkilerin ölümüne, akarsuların kirlenmesine ve tarihi binaların zarar görmesine neden olur.

Ozon tabakası, güneşten gelen ve canlıları olumsuz yönde etkileyen ültraviyole (mor ötesi) ışınlarını emerek yeryüzüne ulaşmasını engeller. Ozon tabakası başta kloroflorokarbonlar (CFC) olmak üzere bazı kimyasal maddelerin etkisiyle incelmektedir. Bunun sonunda güneşin zararlı ışınları yeryüzüne ulaşarak cilt kanseri gibi hastalıklara neden olmaktadır.

Güneş ışığında fotokimyasal tepkimeye giren egzoz gazları, kirli havadan oluşan duman bulutları içinde ozon ve azot dioksit oluşturmaktadır. Böylece atmosferin yeryüzüne yakın alt kısımlarında bir ozon kirliliği meydana gelmektedir. Ozon kirliliği; gözleri, burnu, boğazı tahriş eder ve solunum sistemine zarar verir.

Su Kirliliği

Su kirliliği, istenmeyen zararlı maddelerin suyun niteliğini bozacak miktar ve yoğunluğa ulaşmasıdır. Su kaynağında bulunan canlıların ve oksijenin etkisiyle kirleticiler zararsız hale dönüştürülebilir. Bu olaya “oto biyolojik temizlenme” adi verilir.

Kirlenmiş sularda bakteri ve virüs şayisi artarak tifo, kolera, dizanteri, sarılık gibi bulaşıcı hastalıklara neden olabilir. İnsanların çeşitli aktiviteleri sonucu oluşan endüstriyel ve evsel atıklar, azot ve fosforun sulara taşınmasına neden olur. Bu bileşikler de sudaki yaşam için gübre etkisi yaptığından bitki ve bazı alg türlerinin üremesini hızlandırır. Kirlenmeden dolayı ortamda aşırı alg üremesine ötrofikasyon denir. Bunun sonucu sular yeşil ve bulanık bir hal alır, kıyılarda algler birikir, oksijen oranı ve suda yaşayan diğer canlıların sayısı azalır, koku oluşur, sular içilmez duruma gelir.

Toprak Kirliliği

Toprak kirliliği; kati, sıvı, radyoaktif artik ve diğer kirleticiler tarafından toprağın fiziksel ve kimyasal özelliklerinin bozulmasıdır. Toprak kirliliğine sebep olan en önemli etkenler; egzoz gazları, tarımsal mücadele ilaçları, endüstri atıkları, kimyasal gübreler, evsel atıklar, radyoaktif atıklar ve asit yağmurlarıdır. Ayrıca ormanların tahrip edilmesi ya da yakılarak tarla açılması, tarım topraklarının hatalı işlenmesi, mera ve çayırların bilinçsiz kullanımı gibi nedenlerle oluşan toprak erozyonu da toprak kirliliğine neden olur.

Günümüzde yoğun biçimde kullanılan tarım ilaçlarının insana zararlı etkileri vardır. Çünkü bitkiler topraktaki zehirli maddeleri kökleri ile alır ve daha sonra bu maddeler, besin zinciri yoluyla insanlara geçer. Metabolizmada kullanılmayan kimyasal maddeler besin zinciri aracılığı ile canlıdan canlıya geçerken, zincirin son halkasına doğru birikim gösterir. Biyolojik birikim denilen bu durumdan en çok zararı, besin zincirinin en son halkasındaki canlı grubu görür.

Radyasyon Kirliliği

Radyoaktif element denilen bazı elementlerin atom çekirdeği parçalanarak etrafa alfa, beta ve gama ışınlarını yayar. Duyu organları ile algılayamadığımız bu zararlı ışınlara radyasyon denir. Radyasyon kaynakları doğal ve yapay olmak üzere iki gruba ayrılabilir. Doğal radyasyon kaynakları; uzay ve güneşten gelen kozmik ışınlar ile yerkabuğunda bulunan uranyum, toryum, gibi radyoizotoplardır. Yapay radyasyon kaynakları; tıbbi amaçla kullanılan x ışını makineler, bazı tüketim malları(televizyon, bilgisayar, cep telefonu vb.) nükleer santraller ve radyoaktif serpintilerdir. Atmosferde gerçekleştirilen nükleer bomba denemeleri sonucu oluşan radyoaktif serpintiler, radyoaktif çevre kirliliğine neden olan en büyük yapay radyasyon kaynağıdır.

Radyoaktif maddelerin parçalanması sonucu oluşan gama ışınları bütün vücuda zarar verir. Alfa ışınları derinin dış yüzeyine, beta ışınlar ise deri ve deri altı dokusuna etki eder. Radyasyonun çevreye yaydığı ışınlar hücreleri doğrudan etkileyerek genlerde bozulmaya (mutasyon) neden olur. Uzun sure radyasyon etkisinde kalmanın yaratacağı sorunlar başta kanser olmak üzere, erken ölümler, körlük, sakat ve ölü doğumlar şeklinde sıralanabilir.

Ses Kirliliği

İnsanlar üzerinde olumsuz etki yapan ve hoşa gitmeyen seslere gürültü kirliliği veya ses kirliliği denir. Kent gürültüsünü artıran sebeplerin başında trafiğin yoğun olması, sürücülerin gereksiz yere korna çalmaları ve endüstrinin yoğun olduğu bölgelerden çıkan gürültüler gelmektedir. Ses kirliliğine neden olan bir diğer faktör ise seyyar satıcıların yüksek sesle bağırmasıdır.

Ses şiddetini ölçmek için birim olarak desibel (dB) kullanılır. Ses kirliliğini insanlar üzerindeki etkilerini; fiziksel, fizyolojik, psikolojik ve performans etkileri şeklinde ayırabiliriz.

Işık Kirliliği

Işık kirliliği; yanlış yerde, yanlış miktarda, yanlış yönde ve yanlış zamanda ışık kullanılmasıdır. Işık üretilirken kömür, petrol ve su gibi doğal kaynaklar kullanılır. Bu nedenle gereğinden fazla ve yanlış yerde ışık kullanmak, doğal kaynakların da boşa harcanmasına neden olur.

Yanlış yönde aydınlatma sonucu gökyüzüne kaçan ışık nedeniyle gece gökyüzünüzün parlaklığı artar. Bu da gözlemevlerinde yapılan astronomi çalışmalarını olumsuz etkileyen bir durumdur. Geceleri yıldızlardan faydalanarak yollarını bulan göçmen kuşlar, şehir ışıklarının çekiciliğine kapılıp yollarını kaybedebilmektedirler. Bunun sonucu olarak küçümsenemeyecek oranda kuş ölümleri meydana gelmektedir. Sahilde yumurtalarından çıkan yavru kaplumbağalar, geceleri kara ile deniz arasındaki aydınlık farkından yararlanarak denize ulaşmaktadırlar. Sahile yakın yerleşim yerlerindeki kuvvetli aydınlatma, kaplumbağaları deniz yerine karaya yönlendirebilmekte ve ölümlerine sebep olabilmektedir.

Besin Kirliliği

Beslenmek için tükettiğimiz yiyeceklerin, sağlığa zararlı duruma gelmesidir. Besin kirliliği çeşitli nedenlerle meydana gelebilir. Nükleer santrallerde oluşan patlamalar, zirai mücadele ilaçları, tarımsal gübreler, endüstriyel atıklar ve asit yağmurları besin kirliliğine neden olur. Besinler taşınma ve saklamanın sağlıksız koşullarda yapılmasıyla da kirlenebilir.

Kirli besinler, beslenme sonucu vücuda girerek mikropların yayılmasına neden olurlar. Sonuçta kolera, dizanteri, sarılık, çocuk felci gibi hastalıklar ortaya çıkar. Kirli besinlerdeki mikroplar, besin zehirlenmesi de yapabilir. Ayrıca mantar, kabuklu deniz ürünleri ve balık gibi besinlerin bazıları içerdikleri toksin nedeniyle zehirlenmeye yol açabilir.

Diğer bağlantılar Biyoloji
Kategoriler : Lise Biyoloji Konu Anlatımları

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , ,

Kullanıcı Adınız ya da Facebook ile Giriş Yapmak İçin Tıklayınız..