Canlılardaki İnorganik Bileşikler  =Su-Asit-Bazlar-Tuzlar-Mineraller=

İnorganik bileşikler genellikle karbon içermeyen moleküllerdir. Bu bileşikler canlı vücudunda sentezlenmeyip dışarıdan besinle alınır. İnorganik bileşikler sindirime uğramdan hücre zarından geçebilir. Hücrelerde enerji elde etmek amacıyla kullanılmaz. İnorganik bileşiklerin başlıcaları su, asit, baz, tuz ve minerallerdir.

1. Su: Hücrenin, dolayısıyla da canlıların büyük bir kısmı sudan oluşur. Kohezyon ve adezyon özellikleri, suyun çok dar, kılcal bir boruda kopmadan yükselmesine yardımcı olur. Bu durum suyun topraktan alınıp bitkinin üst dallarındaki yapraklara kadar taşınmasını sağlar. Sudaki kohezyon kuvveti yüzey gerilimi denilen bir etki yaratır. Bu olayın etkisi gözle görülebilir. Örneğin bazı böceklerin su üzerinde yürümesi yüzey geriliminin etkisiyle gerçekleşir.

Suyun öz ısısı birçok bileşikten daha yüksektir. Bu özellik ısınan suyun soğumasının ve soğuyan suyun ısınmasının zor olduğu anlamına gelir. Suyun yavaş soğumasının ortamı ısıtması hem kıyı bölgelerinin ılıman olmasını hem de canlıların yaşaması için sulardaki ortam sıcaklığının dengede kalmasını ve korunmasını sağlar. Suyun öz ısısının yüksek olması, vücudun hemen ısınmasını ve soğumasını önlemeye de yardımcı olmaktadır.

Suyun buharlaşma ve yoğunlaşma özelliği yağışların oluşmasında rol oynar. Aynı zamanda su, eriyebilen birçok madde için çok iyi bir çözücüdür. Suyun çözücü özelliği canlılara birçok fayda sağlar.

2. Asitler: Su içinde çözündüğü zaman hidrojen iyonu (H+) veren maddelere asit denir. Asitler turnusol kâğıdının rengini maviden kırmızıya çevirir ve tatları ekşidir.

3. Bazlar: Su içinde çözündüğü zaman hidroksil iyonu (OH) veren maddelere baz denir. Bazlar turnusol kâğıdının rengini kırmızıdan maviye çevirir ve tatları acıdır.

Asit-baz dengesi: Hücredeki biyokimyasal tepkimeler belirli bir pH’de meydana gelir. pH’deki küçük değişikliklere bile canlılar çok duyarlıdır. Canlılardaki pH dengesinin korunmasında çeşitli mekanizmalar bulunur. Bu mekanizmalardan biri vücuttaki proteinlerin tampon özelliğidir.

Çok hücreli organizmalarda hücre içi ve hücre dışı sıvıların pH dengesini korumada bazı maddeler önemli rol oynar. Bunlara amonyak (NH3) ve karbonik asit (H2CO3) örnek verilebilir.

4. Tuzlar: Asitlerle bazların birleşmesi ile oluşan maddelerdir. Hücreler ve hücre dışı sıvılar çeşitli mineral tuzlarını içerirler. Bunların en önemlileri sodyum, potasyum, kalsiyum ve magnezyum tuzlarıdır.

5. Mineraller: Canlıların yapısında az da olsa minerallere gereksinim duyulur.

Vücuttaki minerallerin en önemli fonksiyonları aşağıda özetlenmiştir.

  • Vitamin ve hormon gibi moleküllerin yapısına katılırlar.
  • Kanın ozmotik basıncının ayarlanmasında görev yaparlar.
  • Kas kasılmasında ve sinirlerde uyartı iletiminde rol oynarlar.
  • Bazı enzimlerin yapılarına katılarak katalizör görevi yaparlar.

Demir, manganez, bakır, çinko, iyot gibi minerallere az miktarda gereksinim duyulur. Buna karşılık sodyum, klor, potasyum, fosfor, magnezyum ve kalsiyum gibi minerallere vücudun daha fazla ihtiyacı vardır.

Örnek:

Aşağıdakilerden hangileri inorganik bileşiklerle ilgili doğru açıklamalardır?

Uygun kutuların içine (X) işareti koyunuz.

a.Canlı hücrelerin yapısına katılırlar. ( )
b.Gerektiği zaman enerji kaynağı olarak kullanılırlar. ( )
c.Metabolik faaliyetlerde düzenleyici olarak görev yaparlar. ( )
d.Büyük olanlar sindirime uğradıktan sonra hücre zarından geçer.        . ( )
e.En önemli örneklerinden biri vitaminlerdir. ( )

 

 

 

 

Çözüm:

Enerji kaynağı olarak inorganik değil, organik bileşikler kullanılır. İnorganik bileşikler sindirime uğramadan önce hücre zarından geçerler. İnorganik bileşikler su, asit, baz, tuz ve minerallerdir. Vitaminler ise organik bileşik örneğidir. Buna göre a ve c açıklamaları doğru; b, d ve e açıklamaları yanlıştır.

 

Diğer bağlantılar Biyoloji
Kategoriler : Lise Biyoloji Konu Anlatımları

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Kullanıcı Adınız ya da Facebook ile Giriş Yapmak İçin Tıklayınız..